Oyun geliştirme işine girmek isteyen, nereden başlayacağını, bu işin boyutlarını, zorluklarını, evrelerini kısacası başlangıç için gerekli olanları merak eden herkesin faydalanması için bir yazı dizisi hazırlamak niyetindeyim. Yazı dizisini bu yazıyla birlikte 6 yazıdan oluşturacağım, ancak herhangi bir gereklilik halinde sonuna ekleyebilirim.
Öncelikle oyun geliştirme sürecinin acayip zor, karın ağrıları ile dolu bir süreç olduğuna değinmek istiyorum. Zira bu işe girdiğinizde zorluk ve problem sizin göbek adınız olacaktır ( hatasız çalışan tek kodunuz printf olabilir ama onda da sonuna noktalı virgül (;) koymayı unutmayın). Bunlar gözünüzü korkutmak için söylenmiş sözler değil, aksine eğer içinizde mırrın kırrın eden bir taraflar varsa hiç bu işe bulaşmayın diye söylüyorum. Zira oyun geliştirmek dışında herşeye odaklanan ancak oyun geliştirmeye bir türlü odaklanamayan kişiler tanırım, hem onlar için hem de onlarla çalışanlar için kötü bir süreçtir. Tüm zorluklarının farkında olup mükemmel derecede kararlı olmanız lazım ki bu da bir sonraki aşamayı tetikler.
Bir sonraki aşama ise oyun geliştirmeyi gerçekten sevmeniz gerekir. Zorla, aslında hiç hesapta yokken bu işe girmiş kişiler dahi olsanız oyun geliştirmeyi sevemediyseniz daha fazla devam etmenin en ufak bir anlamı olmadığını söylemek isterim. Sevdiğiniz işi yaparsanız iyi birşeyler ortaya koyabilirsiniz, yoksa yaptığınız herkesin yapabileceği işlerden öteye geçmeyecektir. Bu iş tam anlamıyla bir aşk işi, özen gerektiren bir iş, çünkü ucunda başkalarını memnun etmek gibi bir durum var. Bu ise işin en zor kısmımlarından birtanesi, eğer kendi içinize sinmediyse kesinlikle “tamam bu oldu” dememeniz gerekir. Ya da bu söylemle aynı doğrultuda “olduğu kadar oluversin” diye bir cümleyi kurduğunuz zaman ya çok yorulmuşsunuzdur ya da gerçekten bu işi sevip sevmediğinizi çok ciddi düşünmeniz gerekmektedir.
Oyun geliştirmenin en büyük saç ayaklarından birisi ise işe inanmaktır. Eğer yaptığınız işe inancınız kalmadıysa bir saniye bile durmanızın anlamı yoktur. Çünkü o işe inanmak duygusu bir kere ayrıldığı zaman bir daha geri gelmesi çok zordur. Projesine inanmayan bir geliştiricinin o projeye verebileceği en ufak bir şey olmadığını savunuyorum.
Bir diğer önemli husus ise bu işte yatışa yer yok. Yatmayı hedeflediğiniz zaman bir arpa boyu yol katedemezsiniz. Sürekli kendinizi geliştirmeye yönelmeniz gerekir, sürekli daha iyiyi elde etmek için çalışmanız gerekir. 8.00-17.00 çalışmalar, cumartesi-pazar tatilleri genelde oyun geliştirmeye çok aykırı şeylerdir. Bunlar işinizde bir yerlere geldikten sonra kendiliğinden gelecektir. Ancak başlangıç aşaması için en büyük lükslerden birisi, yatış diyebiliriz.
Son olarak odaklanma konusu çok büyük önem arz ediyor. Zira tek başınıza çok büyük işlere kalkışmamanız gerekir. Doğru işlere odanlanmanız gerekir. Çünkü çok büyük işlerin içerisine girdiğiniz zaman bir süre sonra sıkılabilirsiniz ve işe olan inancınızı yitirebilirsiniz, bu da işe olan ilginizi azaltır. İlginiz azaldığı zaman ise zaten proje sizi dışlamış demektir, artık yoksunuzdur.
Tam bir kararlılıkla çalışmak ve sürekli kendini geliştirmek, yaptığın işe inanmak ve severek yapmak, doğru yere odaklanıp daima ilgi göstermek kavramları bu işin olmazsa olmazlarındandır. Bunlardan birisi eksik olursa hem bu yazı dizisine hem de oyun geliştirmeye devam etmemenizi tavsiye ederim. ( Boşuna hayatınız zindan olmasın
)
#1 - oyun geliştirmeye giriş
#2 - oyun dünyası
#3 - oyun türleri ve platformlar
#4 - oyun bileşenleri
#5 - oyunda görev dağılımı
#6 - oyun motoru seçimi









Abi ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş ellerin dert görmesin
)
Yorum yapan Burak ÖZTÜRK — 08 Temmuz 2010 @ 13:35
Ellerine sağlık güzel bir yazıydı cidden.Son paragrafı çok beğendim
Yorum yapan Ferdi Şen — 09 Temmuz 2010 @ 19:45